Blog

İnsanlar neden mutluymuş gibi rol yapar

Neden her duyulduğunda içi yanar gibi yargılar
Neden sevgisiz yaşar insanlar mesela
Neden sevmeyiz bir birimizi
Neden kolay bunca şey varken zor olanı seçip uçurumdan atlarız

Birde insanlar birilerinin derdine çare olmak için soru sormazlar

Nasılsın Sorusuna
Kötüyüm diyene rastladınız mı hiç
Ben rastlamadım

Bu tarz soruların ezberletilmiş cevapları olur
Mesela
Nasılsın - İyiyim
Günün nasıl geçti - İyi gibi

İyi değil belki çok kötü geçti
Kötü desek biliyoruz bir şey yapmayacak ya da yapamayacak

O yüzden İyi deyip çıkıyoruz işin içinden
Çünkü yanındaymış gibi yapan insanlardan sıkıldık artık

Çünkü o an yalnız kalmak istiyorsun kafasını dinlemek ve konuşmayı daha fazla uzatmamak istersin

Bazı insanlar soru cevap oynamayı seviyor yalnızca

Senin nasıl olduğun aslında O'nun umurunda bile değil

Hayır hiç bir şey deme
Çünkü eğer gerçekten seni önemsiyor olsaydı
Senin duruşundan bakışından konuşmandan durgunluğundan Yalancı tebessümlerinden
Hatta laf arasında söylediğin İyiyim lafindan anlardı kötü olduğunu

Çünkü sevseydi önemseseydi
Seni senden daha iyi tanırdı
Ama
O yalnızca ilgileniyormuş gibi yapıyorlar / yapıyoruz


7nci Adamϟ™

Yine uzadı geceler...
Saat takılı kalmış gibi sanki, geçmek bilmiyor.
Karşıma ilk çıktığın an geldi aklıma, gülümsedim.
Hesaplayamamıştık böyle olacağını.
Sorular yıpratıyor bizi biliyorum.
O yüzden olabildiğince az soru soruyorum.
Ama düşünmeden de edemiyorum,
Bilseydin böyle olacağını, çıkar mıydın karşıma?
Bilseydin eğer, gelir miydin bana yine?
Bana kurduğun ilk cümleleri hatırlıyorum.
Daha ilk cümlenden bile güven kokuyordun.
Sakinliğin benim heyecanımı gizlemeye yetiyordu.
Sana hissettiğim çok farklı bi his.
Tarif etmeye çalışırken hayallere daldığım...

Anlatmaya çalışırken, yorulduğum ama bi türlü doğru cümleleri kuramadığım bi his.
İçim yangın yeri sanki.
İç savaş çıkmış, müdahale dahi edemiyorum.
Kazananın bile kaybedeceği bi savaş bu.
İstiyorum ki sadece benim olsun.
İstiyorum ki, benden başkası Ona haram olsun.
İstiyorum ki, benden başkasına gözleri bi daha asla öyle bakamasın.
Benimle güldüğü gibi kimseyle gülemesin.
Kahrımı bir tek o çeksin ve çektiğini sadece bana çektirsin.
Bağırmak istiyorum sevdiğimi, bilsin herkes.
Bilsin ve on adım uzak dursunlar senden.
Rüyalarına yanımda dal istiyorum.
Gözlerimi açtığımda gözlerini görmeyi,
Sırf sen izle diye uyuyormuş taklidi yapmak istiyorum.
Benimle sarılarak uyur musun?
İmkansızı istemek aptallık belki ama suç değil.
İstiyorum.
Seni istiyorum...
Yanımda olmanı istiyorum...
Gitme, hep benimle kal istiyorum...
Sadece bana gel istiyorum...
Ya ötesi yok işte, ben seni hayatımda istiyorum..


7nciadam⚡™

İki kişi çıktığın yolda tek kalmak nasıl bir duygu
Öğrendim
Yalnızlığın gerçek anlamını öğrendim mesela
Mutsuzluğun tanımını
Kendine olan saygını kaybetmemek gerekiyormuş mesela
Kim için ne için olursa olsun
Seni sen yapan şeylerden vazgeçmemeliymişsin bir kişi uğruna
Kendini sevmeliymişsin önce
Gözünden
Saçından
Fiziğinden çok
Kusurlarını
Kendi eksiklerini seversen eğer başkası da severmiş onları
Öğrendim
Daha fazla saygı duymalısın kendine ki
Gelecek kişinin başka şansı kalmasın
Bir de mutluluğu şartlamamak birilerine adamamak gerekiyormuş
Bak bunu da çok geç öğrendim
insan önce kendiyle mutlu olmalı
Kendiyle Evlenmeli
Kendine Katlanmalıymış
İşte o zaman gelen kişinin başka şansı kalmazmış
Olmayan şeyleri zorlamamalı
Gitmesi gereken kim varsa vedalaşmalı
Kendine veda etmeden onu üzen ne varsa uzaklaşmalıymış
Öğrendim
Ben biraz daha büyüdüm
Kendimi tanıdım
İsteklerimi öğrendim
Benim değerimi düşürenleri ardımda bıraktım
Ve yeni hayatıma verdiğim kararlarla bir adım attım

Teşekkür ederim hatalarım
Siz olmasaydınız ben büyüyemezdim
Teşekkür ederim

Hiç olmayacak bi şeyi istedin mi?

Çabalasan bile avuçlarının boş kalacağı bi şey?

Doğru yapayım derken daha beter yanlışa battığın?

''İmkansız'' diye bi şey var mı gerçekten?

Senin imkansızın ne mesela?

Herkesi birden mutlu etmek imkansızmış, ben bunu öğrendim.

Bi taraf mutlaka üzülüyormuş.

Ya da iki tarafı mutlu edeyim derken, sen darman duman oluyormuşsun.

Hayatımda ilk defa yazamayacağım bi şey yaşadım.

Ne kalbim,ne ruhum, ne bedenim, ne de kalemim...

Hepsi çaresiz kaldı...

Beynim öyle dolu ki ısınıyor gibi, patlayacak sanıyorum ama yaşıyorum.

Ya kalbim; her şeyin suçlusu da o değil midir zaten?

Bu zamana kadar hep onu dinledim.

Sonu her ne olursa olsun.

Ama bu defa dinlemiyorum, dinleyemiyorum...

Dudakla kalp arasında bi yol var.

Her gün, o yolda bir sürü duygu dolanıyor.

Ama dudaklardan dökülemediği için, kalbime geri akıyor...

''Oluruna bırak" diyorsalar

Dediğini yapıyorum, ''Her neyse geçsin" diye

Oluruna bırakıyorum...

7nci Adamϟ™

Sürekli hastalık yada nefret, kızgınlık, olumsuz düşünceleri tasirsaniz.

Bedeninin bunu fiziksel boyuta taşır.

Endişe nefret kızgınlık ve olumsuz. Düşünceler insanın kendisine ölümcül zararlar verdiği en kötü zihinsel durumdur.

Endişe, nefret, korku sizi aksi birisi yapar.

Buda acı cekmenize, sabırsız biri olmanıza, hırs yapmanıza, anlayışsız olmanıza, herşeyi yargilamaniza, suçlama ve suçluluk gibi etkileri ile birlikte bedeninize ve organlarınıza saldırır.

Bu koşullarda sağlıklı bir bedene bünyeye ve günün getirdiği güzelliklere sahip olamazsınız. Sürekli acı çeker şikayetçi olursunuz.

Endişenin hiç bir zaman anlamı ve amacı yoktur.

Bu sadece size

Boşa harcanmış bir zamana, düşüncelerimize ve sağlığınıza olumsuz etkisi olacaktır.

Endişenin size verdiği zararlar

Hazımsızlık, iştahsızlık, mide ağrıları, yorgunluk ve hatta kalp krizine neden olur. Aynı zamanda türlü türlü rahatsızlıklarda

Saç dökülmesi tırnak kırılması tırnak eti dökülmesi deri ve cilt rahatsızlığı gibi küçük önemsiz görünen rahatsızlıklar gibi.

Endişe, korku, nefret bittiğinde ise

Sağlığınız bir anda düzelir.

Düşüncelerinizin sizi nasıl etkilediginin farkında olunuz.

Herzaman sevgi, mutluluk, huzur ve yardımı dileyiniz ve uygulayınız.

Olumlu olunuz olumlama yapınız ve iyi düşünüp iyi davraniniz.

Çünkü siz değerlisiniz

Herzaman sevgi ile mutluluk ile olup sevginizi mutluluğunuzu yayınız sizin ile birlikte insanlarda güzelleşir.

Gulumsemeyi unutmayın lütfen

7nci Adamϟ™

Özlüyorum şimdi...
Belki seni, belki sendeki beni, belki de bizi...
Bilemiyorum...
Sen yokken neler yaptığımı anlatsam, yada ne bileyim yazsam sayfalarca,
Sonra diyorum ki gerek yok, hem anlar mı o aptal?
Anlayacağına inansam hiç üşenmeden, sıkılmadan uğraşırdım biliyor musun?
Korkumdan radyo dinleyemiyorum, anlamazmış gibi bakma, oda senin yüzünden...
En savunmasız anımda çalıyor radyolar, şarkıyı, şarkımızı...
Çivi gibi çakılıyorum yerime,
Geliyor aklıma yaşadığımız, yaşadığım, yaşattıkların...
Aklımdaki süzgeç eliyor anıları sonra,İyi olanları akıtıp kötüleri hatırlayacağıma,

Kötü olan her şeyi eleyip, iyileri veriyor elime...
Sonra olasılıklar başlıyor tabi,
Öyle olmasaydı böyle olmazdı, bunu yapmasam oda bunu yapmazdı gibi...
Bu süreç yıpratıcı, can yakıcı...
Biliyorum, bir insan bir yerlerde hala hatırlanıyorsa, kolay da unutamazmış...
Muhtemelen bende senin aklına geliyorum ara sıra,
Aklına gelip gelmediğimden çok, nasıl geldiğim düşündürüyor tabi beni.
Sonra her şeyi boş verip yakıyorum bi' sigara...
Her dumanda küfrediyorum gidişine.
Sigara bitince yine özlüyorum seni,
Özlememek için bir daha yakıyorum,
Ama oda bitiyor, sonra bir daha, bir daha...
Böyle böyle bir paketi bitiriyorum...
Paket bitiyor da, geceler bir türlü bitmek bilmiyor..
Sonrasında ise uzun gecelerime bir fincan acı kahve ve keşkelerim kalıyor...

7nci Adamϟ™

Yazdıklarım hiç bir şekilde siyasi içerik veya siyaset içermiyor.!!! 

Burada yazılanlar insanları veya tarafları kötülemek için yazılmadı.! 

Hatırlatma ve kim olduğumuz hakkında.


BİZ BİR MİLLETİZ 

Canım ülkem

Sana ne yaptılar böyle, bize ne yapmaya çalışıyorlar? Sen ki yedi cihana hükmetmiş sen ki dünyada barışı kardeşliği adeleti sağlayan bir ecdadın devamısın.

Üzülüyorum... Ülkemin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal durum ile alakalı değil.

Nedeni bir ulusun bir milletin parçalanmasına, yok edilmeye çalışılmasında ve bu yolda da başarıyı neredeyse elde ettikleri için.

Görün bunu artık...

Bizi bir birimize kırdırıyorlar bizi bir birizimize vurup parçalayıp bölüyorlar. Bize sen olsun, sen busun, sen onlardansin, sen bunlardansin deyip bir birimizden nefret ettiriyorlar. Çok üzücü bir durum iki kardeşe sen doğudasın, sen batidasın deyip bir birizimizden uzak durduluyoruz nefret ettiriliyoruz ki biz etmiyoruz ettiriliyoruz. Nedeni birileri bunu istiyor diye rant sağlayıp ekmeklerine yağ sürüyor diye.

Biz bir milletiz biz bir ulusuz biz herşeyden önce kardeşiz biz (Türk, Kürt, Laz, Zaza, Çerkez, Arnavut, Alevi, Sünni, Hristiyan, Yahudi, Ermeni) si ile kardeşiz herşeyden önce biz insanız.

Bizki onca savaştan onca acıdan onca yokluktan hep dik durup kazanan bir millettik.?

Biz nice savaşta bir birimize namusumuzu, ekmeğimizi her şeyinizi teslim Edip gözümüz arkada bile kalmadan bu vatan için nice savaşlar verip geri geldik. Geride kalanlarımızın hiç biri ne ac nede açıkta kaldı nede en ufak parçalarına bir leke getirildi yüz yıllarca birlikte olduk yaşaya bildik ne oldu bize biz böyle olduk.?

Biz ki aynı tastan ayni yemeği yiyip ayni taştan su içen aynı yatağa girip huzur içinde rahatlıkla sırtını bir birimize dayayan bir millettik ne oldu da bize biz böyle olduk.?

Bir milleti halkı (Türkiye'yi) bölme oyununu Azda olsa anlatmak istiyorum.

Bizi renklerden bölmeye başladilar.

Kısaca anlatayım erkek kadın ayrımı yapmak icin. Kadını Erkekten uzaklaştırmak için ve farklılık yaratmak için renk verdiler bize Pembesi ile mavisi ile iki guruba böldüler ve bunu da başardılar kadınlar erkeklerden, erkeklerde kadınlardan ayrı kaldı.

Oysa ki bizim en güçlü yapımız kadın erkek ayrımı yapmadan onca mücadelede birlikte olup birlikte hareket ettiğimizden. "Hatırlayın" savaşlarda kadın kahramanlarımızı hatırlayın savaşta erkekler savasirken kadınlarımız arkamızda durdu silah, cephane ve iaşe taşıdırlar bize lojistik nedir gösterdiler. Dünyaya bir milletin kadınları sayesinde neler başardığını gösterdiler ve bundan korkup bölmeye basladilar. Kısa kesecem kusura bakmayın bu konu okadar derin ve uzun ki sadece kısa açıklamakla kaldığım için üzgünüm.

Sonra takımlardan böldüler.

Birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi tatlı hoş bir rekabet oluşturmak adında takımları var ettiler bize ve bunlarla aramızda rekabet, çekişme, tartışma yarattılar ve başarılı da oldular. Baktılar çok başarılı oluyir bu sistem gündemi bile değiştirmek için kullanmaya başladılar. En etkili yöntem oldu hatta. 

Bunudakısa kesecem kusura bakmayın ama bunu da iyi bilirsiniz TV başında Çekoslovakya'yı nasıl bölüp kendi istediklerini yaptıklarını. Hatırlayınız o bir gece de halk dizi ve takımlarının mücadelesini izlerken darbe yapıp sabah bambaşka ve ikiye bölünmüş bir ülkede uyandıklarını hatırlayınız nasıl başardıklarını.?

Bayraklardan ( bölgelerden, takımlardan, azınlıklardan ) böldüler bizi.

Bizi kimlik savaşlarına soktular. Sen olsun, busun diye ayırdılar ve bize sen busun deyip temsil ettiğin bu deyip renkler içinde bayraklar verdiler ve bunu taşı dediler halbuki biz asırlarca birlik içinde kardeştik bizi kimse bölemedi parcalayamadilar ama bayraklar ile bir nebze böldüler. ( Bu ırk veya asimileze ediliyirsunuz diye dayattılar 60 kuşağını hatırlayın ) + ( Bir dönem vatan haini ilan edilenleri veya kahraman ilan edilenleri, şimdi o hainler ile kahramanlar rol değişti ne yazık bizi cehaletimiz ile vurdular )

Bizi partilerden ( siyasi liderlerden ) böldüler.

Her birini bizim için birer lider kıldılar onlar bize hizmet etmekte zorunlu olan kişilerdir! biz hizmet ettik onlara birileri onlara yön verdi onlar bize yön verdi bizde onların her dediklerini yaptık. Halbuki onlar bizim dediklerimizi yapmak zorundaydılar. Bize hizmet etmek zorundaydılar. Bizim oylarımızın ve bizim seçimlerimizin tercihlerimiz ile bize hizmet etsinler diye biz getirdik onlari ve onlar bizi istedikleri gibi yönlendirmeye başladı aslında bizim onlari yönlendirmemiz lazımdı. Ne oldu da sistem böyle oldu.? (Siyasi parti ve liderlerine değinmiyorum yalnis anlaşılma olmasın sadece sistemin gerçek işleyişi hakkında bilgi veriyorum)

Bizim için var olan sistemlere biz köle olduk bağlandık onlar için çalıştık bir birimiz ile küsüp kırılıp kardeşliğimizi yok ettik

Eğitim evet eğitim yüzünden hepsi bir halkı bölmek parçalamak yok etmek için ne yapılması gerek biliyormusunuz evet eğitim yok etmek istiyorsan ilk önce eğitim sistemini parçala yok et cahilleştir ve onlara yeniden bilmediklerini kendi işine geldiği gibi ver ve senin doğrunu onların doğrusu olduguna inandir istediğin gibi yönlendir yaptır her istediğini. Sonra bir milleti bir ulusu kardeşleri istediğin gibi yönlendir yap ve istediğini al onların ruhu bile duymadan.

Biliyorum çok uzun oldu farkındayım kısa kesmek için özet geçmek için çalıştım ve anlatamadığım okadar çok şey var ki!

Bizler yani Sizler yeni nesil olarak biz gelecek olarak bir şeylerin farkında olalım. Biz bizi yok etmeye çalışanlara ders verelim biz aslımızı unutmadık biz KURTULUŞ SAVAŞINDA da 15 TEMMUZ da da biz bir olduğumuzu gösterdik.

Bizi bölemediklerini kanıtladık (Türk, Kürt, Laz, Zaza, Çerkez, Arnavut, Alevi, Sünni, Hıristiyan, Yahudi, Ermeni) ile bir olduk. Aradan bir asır geçti kurtuluş savaşından sonra 15 temmuza kadar bizim birliğimizin yok olduğunu düşünüp üzerimize geldiler başardıklarını sandılar. Ama bizler birliğimizi, kardeşliğimizi unutmadığımızı bir daha gösterdik, bizi bölmeye çalışanlar da dünyaya da bizden bir daha korkmalarına neden olduk.

Sizden istediğim kim olduğumuzu ve ne olduğumuzu unutmayalım ve bir birimize uzak durmak yerine sarılmayı tercih edelim. Kim ne derse desin bizler kardeşiz bizler bir birliğiz tekiz.! Bizi biz eden içimizde bulunan renkler farklılıklar bizi büyük kılan bunlar farklılıkları bir arada bulundurup kardeşçe yaşaya bilmemizdir.

Ne olur birliğimize sahip çıkalım KURTULUŞ SAVASİNDA olduğu gibi 15 TEMMUZ'da OLDUGU gibi biz dünyaya ikidefa yok oldular dedikleri anda istediğimizi yapabilir dedikleri anda çok büyük dersler verdik en sonuncusu 15 TEMMUZ idi.

Ne olur bu kardeşliği birliği bozmayin bir birimize kusmeyelim. Herzaman birlik olduğunuzu kardeş olduğumuzu gösterelim. Biz dünyadan korkacağımıza dünya bizden korksun bunu defalarca gösterdik ve binlerce kez daha gösterelim.

Sevgi birlik kardeşlik en büyük güçtür bunu kullanmaktan çekinmeyin korkmayın


Hadi bizim kim olduğunuzu dünyaya gösterelim...

7nci Adamϟ™

Tanrım beni yavaşlat, aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir…

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele…

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver.

Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…

Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi öğret…

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi…

Tanrım,
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve
Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver.

Duyuyor musun beni?

Duyuyor musun sesimi, çığlıklarımı?

Görüyor musun beni?

Yokluğunda parçalanan benliğimi?

Hissedebiliyor musun kalbimi?

Acılarımı, ruhumu, varlığımı?

Beni hissedebiliyor musun?

Aklına ben gelince, ne hissediyorsun mesela?

Durgunlaşınca, gözlerin uzaklara dalınca,

Ya da ne bileyim, birinin gülümseyişinde beni yakalayınca,

Kokumu alınca, ya da birini öperken...

Aklının koridorlarından ben çıkmıyor muyum?

Yanında ki bunları hissedince, hiç sorular sormuyor mu sana?

Ne cevap veriyorsun merak ediyorum?

Hala beni unuttuğunu mu savunuyorsun etrafına?

Aklına bile gelmediğimi,

Hiç özlemediğini, iyi ki bitmiş dediğini mi söylüyorsun?

Yoksa susuyor musun benim adım geçtiğinde?

Boğazında ki o koca yumrukla yutkunuyor ya da gözlerin doluyor mu mesela?

Geceleri uykuya yenik düşmeden, attığım mesajları hatırlıyor musun?

Uyandığında telefonunda benden bir iz arıyor musun sende?

Sorularım var sana sorulmayı bekleyen...

Hikayelerim var, sen yokken biriktirdiğim,

Ve bakışlarım var, sadece senin için sakladığım...

Bi gelsen, nasıl sarılırım sana biliyor musun?

Yemişim gururunu, bana sen lazımsın...

7nci Adamϟ™


İnsan Neden Bağırır 

İslâm alimlerinden biri talebeleriyle Basra kıyısında gezinirken deniz kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Talebelerine dönüp:
"İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?" diye sormuş.
Talebelerden biri:
"Çünkü sükûnetimizi kaybederiz" deyince mübarek zat:
"Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden yüksek sesle konuşuruz? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de duyurabilecek ve demek istediklerimizi rahat aktarabilecekken niye avazımız çıktığı kadar boğazımızı yırtarak bağırırız?" diye tekrar sormuş.
Talebelerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:
"İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak mecburiyetinde kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları lazım gelir."
"Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile lüzum kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini hakiki olarak seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir."
Daha sonra talebelerine bakarak şöyle devam etmiş:
"Bu sebeple tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine müsade etmeyin, izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözlerden uzak durun.
Ne demişler...
"Zerzevatçı bağırır, Sarraf bağırmaz,
Eskici bağırır, Antikacı bağırmaz....
Fikri kıymetli olan bağırmaz. Bağıran düşünemez, düşünemeyen kavga eder.
Sesimizi değil sözümüzü yükseltelim.